Dosya
Neden herkes aynı tasarımlı siteler yapıyor?
İnternet Web tasarım Kişisel site Dijital kültür Blog
"Web siteleri neden giderek birbirine benziyor? Hazır kalıplar, güvenli tasarım tercihleri ve internetin tekdüzeleşmesi üzerine kısa bir fiş."
Neden Herkes Aynı Tasarımlı Siteler Yapıyor?
Bugün birçok web sitesi güzel görünüyor ama çoğu birbirinden ayırt edilemiyor.
Bir siteye giriyorsun. Büyük bir başlık, altında kısa bir açıklama, yanında parlak bir görsel, aşağıda üç kutu, sonra birkaç ikon, sonra yorumlar, sonra çağrı butonu.
Başka bir siteye giriyorsun. Yine aynı.
Renkler değişiyor, yazı tipleri değişiyor, logo değişiyor ama his aynı kalıyor. Sanki herkes aynı masadan kalkmış, aynı kalemi kullanmış, aynı cümleyi biraz değiştirip yeniden yazmış gibi.
Bunun tek sebebi insanların yaratıcılığını kaybetmesi değil. Daha basit bir sebebi var: Güvenli olan tercih ediliyor.
Bir tasarım kalıbı çalışıyorsa, insanlar onu tekrar ediyor. Kullanıcı alışmışsa, şirketler riske girmek istemiyor. Tema satıyorsa, herkes o temayı kullanıyor. Bir tasarım “modern” görünüyorsa, kısa sürede her yerde onun benzerleri beliriyor.
Zamanla internet, tasarım açısından birbirine benzeyen dükkânlarla dolu uzun bir caddeye dönüşüyor.
Bu kötü mü?
Her zaman değil.
Benzer tasarımlar bazen kullanıcı için kolaylık sağlar. İnsan nereye bakacağını bilir. Menü nerededir, arama kutusu nerededir, butona nereden basılır, yazı nereden okunur; bunların tahmin edilebilir olması iyidir. Her site bambaşka çalışsaydı internet yorucu bir yere dönüşebilirdi.
Ama işin başka bir tarafı var.
Bir sitenin tasarımı sadece düzen değildir. O sitenin sesidir. Karakteridir. Kapı koludur. İçeri girince duyduğun ilk kokudur. Eğer her site aynı görünüyorsa, her site aynı şeyi söylüyormuş gibi hissedilir.
Bu yüzden kişisel siteler önemlidir.
Çünkü kişisel sitelerde hata payı vardır. Biraz yamuk duran bir detay, beklenmedik bir renk, küçük bir not, eski usul bir link listesi, fazla modern olmayan bir buton... Bunlar bazen kusur gibi görünür ama siteye insan eli değdiğini hissettirir.
Her şeyin kusursuz olduğu bir yerde bazen hiçbir şey akılda kalmaz.
Bugün birçok site çok temiz, çok hızlı, çok düzgün. Ama bazen fazla düzgün. Sanki kimse orada yaşamıyor. Sadece vitrin var. İçeride masa yok, defter yok, kahve lekesi yok, yarım kalmış cümle yok.
Oysa internetin güzel tarafı biraz da buydu: Herkes kendi köşesini kendi gibi yapabiliyordu.
Birinin sitesi karanlık olurdu. Birinin sitesi renkli olurdu. Birinin sitesinde küçük gifler dönerdi. Birinin menüsü garip bir yerde dururdu. Birinin blogunda tarih vardı, birinin arşivinde unutulmuş yazılar. Hepsi ayrı bir odaya benzerdi.
Şimdi birçok site aynı odayı farklı tablolarla süslüyor gibi.
Bunun sebebi biraz hazır sistemler, biraz trendler, biraz da korku.
“Ya kullanıcı anlamazsa?” “Ya eski görünürse?” “Ya profesyonel durmazsa?” “Ya farklı olursa?”
Farklı olmaktan korkuldukça siteler birbirine yaklaşıyor. Birbirine yaklaştıkça da internette dolaşmak daha az keşif, daha çok koridor yürüyüşü gibi hissettiriyor.
Belki çözüm her şeyi baştan icat etmek değildir.
Belki çözüm, küçük yerlerde kendini belli etmektir. Başlıkta, footer’da, kategori adında, yazı dilinde, boşlukta, renkte, bir mikro metinde, bir arşiv mantığında.
Bir sitenin farklı olması için bağırması gerekmez. Bazen sadece kendine ait olması yeterlidir.
Çünkü internetin hâlâ güzel kalabilmesi için büyük platformlara değil, küçük kişisel izlere de ihtiyacı var.
Aynı tasarımlı siteler kullanışlı olabilir. Ama akılda kalan siteler çoğu zaman biraz kişilik taşıyanlardır.
Bir siteye girince şunu hissetmek güzeldir:
“Burası bir şablon değil. Biri burayı kurmuş.”
Beğendiysen fişe damganı bas.
Bu çekmecede başka neler var?
Kenar notları
Bu fişin kenarı henüz bomboş. İlk notu sen düş.